Kadir Has Üniversitesi Ana Sayfa

Mezunlarımızın Görüşleri

 

* Burak Kuru (2009) - Radikal Gazetesi, Köşe Yazarı

2009 yılında tesadüf eseri haberdar olduğum Spor İletişimi Sertifika Programı'na gelirken kafamda farklı şeyler vardı (misal kursu bitiren herkesin köşe yazarı yahut televizyon yorumcusu olacağı düşüncesi) ama ders vermeye gelen mesleğinin uzman kişilerinden öğrendiklerim kafamdakileri silip attı. Dönüp baktığımda iyi ki öyle olmuş dediğimi belirtmeliyim.

Kursun ardından yaklaşık 1 aylık NTVSpor.net internet stajının ardından Radikal Gazetesi Spor Servisi'ne geçtim ve o gün bugündür Radikal Gazetesi'nin ağırlıklı olarak spor sayfalarında emeğim var. Başta spor müdürü Uğur Vardan ve çalışma arkadaşlarım olmak üzere gazetenin yapımında emeği olan tecrübeli gazetecilerden her gün bir şeyler öğrenmenin hazzını yaşıyorum. Ve elbette, bu mesleğin dışarıdan göründüğü halinden ne kadar farklı olduğunu ve nihayetinde yaptığınız işleri ertesi gün gazetede görmenin, o haberleri birilerinin okuyup bir şeylerden haberdar olduklarını bilmenin keyfini yaşayarak öğreniyorum.

 

* Erman Yaşar (2008) - EUROSPORT Türkiye, Spiker

Spor İletişimi Sertifika Programı'nın ilkine katılma şansı yakalamıştım ve oradaki değerli kadroyu gördüğümde bir an bile tereddüt etmemiştim. Küçük yaşlardan beri spor medyasında çalışmak istediğimden bunu çok önemli bir fırsat olarak görmüştüm ama inanın beş ay boyunca tanışma fırsatı bulduğum değerli spor adamlarını tanımak bile benim için yeterliydi. Bu program sayesinde hem Türk Spor basını ve medya dünyası hakkında birçok bilgi edindim hem de fazlasıyla değerli insan tanıdım. Aynı zamanda program sonrası yakaladığım imkanla birlikte spor medyasına da adım atma şansı yakaladım ve bugün hayalimdeki işi yapıyorum. Sporu seven ve Türkiye'de spor medyasını ve spora bakışı değiştirmeyi isteyen tüm genç arkadaşlarıma bu sertifika programını tavsiye ederim.

 

* Kubilay Adıgüzel (2011) - CEO Events

Spor İletişimi Sertifika Programı duyurusunu Aceto Blog'da görmüştüm. Başvurdum, sınava girdim ve ilk 50'ye girerek programa alındım. Programın bana en büyük faydası hep merak ettiğim spor camiasının nasıl bir dünya oldugunu, artılarını, eksilerini görmem oldu. Ayrıca bir çok önemli isimle bire bir kontak kurma şansım oldu, olmaya da devam ediyor. Ayrıca spor iletişimi sertifikam sayesinde spor organizasyonları üzerine çalışan ve yakın zamanda Dünya Güreş Şampiyonası ve WTA Dünya Kadinlar Tenis Şampiyonası'nı düzenleyen firmada çalışmaya başladım.


* Yusuf Koç (2011) -

Sertifika programına büyük bir beklentiyle gitmemiştim. Belki bu sebeple, benim beklentilerimi karşılar nitelikteydi. Yazılarını gazetelerde okuduğunuz, yorumlarını televizyondan izlediğiniz, hatta simasını hiç bilmediğiniz ama adına aşina olduğunuz birçok kişiyi dinleme, tanıma ve onlarla tanışma fırsatı buluyorsunuz. Bu, programın öne çıkarılan, reklam edilen kısmı gibi görünüyor. Asıl önemlisi bu programda, sporun hakem hatasını tartışmaktan çok daha fazlasını barındırdığını öğreniyorsunuz. Doğru haberin nasıl yapılacağını, doğru manşetin hangisi olduğunu araştırıyorsunuz. Spikerin nasıl olması gerektiğini, nelere vurgu yapması gerektiğini; hangi istatistiklerin anlamlı olduğunu, taraftarın neyi merak ettiğini öğreniyorsunuz.

Eğleniyorsunuz, nasıl ve nereden öğreneceğinizi öğreniyorsunuz ve en önemlisi farklı bakış açıları ediniyorsunuz.

 

* Mustafa Akkaya (2010)

Şöyle bir geriye dönüp baktığımda hayatımda aldığım en güzel kararlardan birinin bu programa katılmak olduğunu görüyorum. Çünkü en nihayetinde kafanızın dengi bir sürü insanla bir arada bulunuyor, yeri geldiğinde yapıcı tartışmalara giriyor, bu ortak paydadan hareketle beraberce dergi ve blog yazma işlerine de girebiliyorsunuz. Sonunda ortaya çıkan eserin kalitesi sizi inanın ki çok mutlu ediyor. En güzeli de 'mezun' olduktan 1,5 yıl sonra bile halen irtibat halinde olabiliyorsunuz bu ekiple.

Size ders veren isimler de zaten pek tartışmaya gerek bırakmayacak nitelikte. Gün geliyor sabah 10'daki ilk derste Barış Kuyucu'nun memleketten getirdiği Antep fıstıklarını yiyerek spikerliği dinliyorsunuz, bir sonraki derste de İbrahim Altınsay ile dertlene dertlene Beşiktaş'ın durumunu konuşarak kalan fıstıkları bitiriyorsunuz! Ümit Kıvanç ile hayatın anlamını yeniden keşfediyor, zaman geçtikçe o derslerin nasıl size vizyon kattığını görüyorsunuz. Canlı tarih Atilla Gökçe'yi dinlerken ağzınız açık kalıyor, Mert Aydın sayesinde tüm olimpiyatları yerinden izlemiş gibi oluyorsunuz. Böyle bir ortam işte...

 

* Barış Gerçeker (2011) - NTVSPOR.net Yazarı

Programın önceki dönemlerinde olduğu gibi, bizim dönemden de insanlara staj imkanı, iş fırsatı yakalayanlar oldu. Sporla ilgili çeşitli işler bulanlar da oldu şimdiden. Ancak, program başlar başlamaz kafanıza kazınmaya başlayan "O işler o kadar kolay değil" olayı da doğru. Bugün bu programa girecek herkesin hayali NTVSpor'a, LigTV'ye girmektir herhalde. Hemen olmuyor (bkz. ben!) ama olmayacak demek de değil.

Ödevleri, workshop'ları ile olabildiğince de interaktif. Haftanın beş günü sabah 8 akşam 5 çalışan ben için bile, altı ay boyunca erken kalkıp evden taa Balat'a gitmenin çekilebilir olmasının yukarıda anlattığım şeylerin keyifli olmaması halinde imkanı yok zaten.

İlgilenen, "Ben de orada olmak istiyorum" diyen, öğrenmeye açık, muhabbeti seven spor aşığı kişiler için ben şahsen tavsiye ediyorum... Pişman olmazsınız...

* Emre Decdeli (2008)

Güçlü bir başlangıç yapayım: Spor İletişim Sertifika Programı hayatımı değiştirdi!

Sertifika programına kayıt olduğumda; İstanbul Üniversite'sinin, İngiliz Dili Edebiyatı bölümünde son sınıf öğrencisiydim. Açıkça söylemek gerekirse futbol dünyasında bir kariyer edinmeyi istiyor ancak bu hedefe nasıl ulaşacağımı bilemiyordum. Sertifika programında tanıştığım çok saygıdeğer öğretmenim Attila Gökçe'nin onayı ve tavsiyesi ile LIG TV'de çalışmaya başladım. Burada medya dünyasını tanıma şansı buldum, bolca yoruldum ama çokça da eğlendim.

Bugün medya sektöründe görev almıyorum ancak o günlerde edindiğim bilgiler ve tanıdığım insanlar bana - yine futbol dünyasında - bambaşka bir hayatın kapılarını açtı. Ve her şeyin başlangıcı, Spor İletişim Sertifika Programı idi.


* Elif Durgun (2008) - Lig TV

Girebilmek için kendi adıma büyük fedakarlık gösterdiğim Spor İletişimi Sertifika Programı'na katıldığım o 6 ayın her haftasonunu sınıf arkadaşlarım ve 'hocalarımla' geçirdiğim için asla pişman olmadım. Sporu seven ve bu alanda kariyer yapmak isteyen 'ben' için bundan daha uygun ve daha şahane bir ortam olamazdı.

Kendi imkanlarımla bu alanda birşeyler yapmaya çalışsaydım belki Fuat Akdağ'a, Şansal Büyüka'ya, Fatih Terim'e ve Şenes Erzik'e ulaşamayacaktım. Ama onlar orada olduğumuz her haftasonunda bizlerle buluşup, tecrübelerini aktarmaya çalıştılar. Sadece sektörün önde gelen isimleriyle değil 'sahnenin arkasındaki' önemli isimleriyle de tanıştık ve bu sektörde işimize yarayacak çok fazla şey öğrendik. Bu iş nasıl yapılır'dan ziyade bu iş nasıl 'iyi' yapılır'ı öğrendik.

Keşke yine vaktim olsa ve yine gidebilsem...


* Can Önduygu (2011) - EUROSPORT Türkiye, Editör

Arkadaşları play-station'da maç yaparken bile arkada spikerlik yapan biri olarak, kafamın bir köşesinde hep spor medyasında bir yer bulabilmek vardı. Fakat üniversite seçimimde bu cesareti gösterememiştim. Üniversite hazırlığında okuduğum sene, Aceto Balsamico'da gördüğüm ilanla belki de son kez zorlamaya karar verdim. Hayatta en nefret ettiğim şeydir erken kalkmak, ama aylar boyunca haftasonu sabah 8'de Balat'a doğru giderken heyecanlıydım, zira saatler sonra Attila Gökçe'yi, Mustafa Denizli'yi, Tanıl Bora'yı, Kaan Kural'ı, Bülent Timurlenk'i, Emek Ege'yi, Barış Kuyucu'yu göreceğimin farkındaydım.

Kurs sona erdikten sonra, Eurosport'ta staj yaparak başladığım süreç yavaş yavaş işe dönüştü. Şimdi geriye dönüp bakınca, kendimi dört ay boyunca haftasonu sabahlarında erken kalkmaya ikna etmenin, aldığım en doğru kararlardan biri olduğunu görüyorum.

* Kemal Mardin (2010) - Nike, Basketbol Blog Yazarı

Bir kursa gittim ve hayatım değişti. Abartı yok, mecaz yok. Bundan yaklaşık iki sene önce girdiğim kapı, bana bugün hala yeni kapılar açıyor. Henüz öğrenciyken ilk işimi bu kurs sayesinde, ikinci işimi ise kursun kazandırdığı bağlantılar sayesinde buldum. Uzatmalı bir iktisat mezunu olmaya hazırlanırken, bir de baktım ki spor basınının içindeyim. Tabii altını çizmek gerekir ki ortada hiçbir zaman bir vaat yoktu. O kapıdan girdiğiniz andan itibaren her şey size bağlı. Bütün çocukluğunuz boyunca uslu durup hala Şirinler'i görememiş olabilirsiniz ama emin olun buradaki 5 ayda yapacaklarınız, size hayatınız boyunca hayalini kurduğunuz birçok şeyi yaşatabilir. Kısacası, ben farklıyım, bilgiliyim ve en önemlisi istekliyim diyorsanız, en doğru yerdesiniz. Tadını çıkarın!


* Çetin Cem Yılmaz (2011) - Hürriyet Daily News, Köşe Yazarı

Programa katılırken aslında spor medyasında bir adada dört yıldır çalışmaktaydım. Dolayısıyla programa katılırkenki motivasyonum medya sektörüne ilk adımı atmak değil, iletişim konusunda "okullu" olamamanın açığını kapatmak, işin akademik boyutuna vakıf olmaktı. Sınavı atlatıp programa başladığımda akademik olanla pratikte karşılaşılanların çok iyi bir dengesinin tutturulduğunu gördüm. Hem sporun veya gazeteciliğin ne olduğuna dair teorik bilgiler, hem de tribünde maç yazısı yetiştirmenin, mikrofon başında bir karşılaştırmayı sunmanın neye benzediğine veya 212 nolu meşhur Basın İş Sözleşmesinin nelere kadir olduğuna dair tecrübe aktarımları sayesinde dolu dolu aylar geçirdim.


* Ulaş Bayram (2011) - EUROSPORT Türkiye, Spiker


Programa, kimin yönettiğini, hangi dersler olduğunu ve nelerle karşılaşacağımı bilmeden girdim. Karşılaştığım ortamı, bana bir kalem verip “isteklerini yaz” deseler yaratacağım hayal ile ancak kıyaslarım. Spor dünyasından birbirinden değerli kalemler ve sporun sadece görünen yüzünü değil, arkasındaki detayları size fark ettiren eğitmenlerle karşılaştım. Beklentilerimin çok ötesine geçen bu tecrübe, müthiş insanlarla tanışmama ve senelerdir hayranı olduğum spor yüzleriyle aynı ortamlarda bulunmama, hatta onlarla çalışmama kadar uzandı.

“Bu konuda bir şeyler yapmalıyım” dediğiniz noktada, bir sonraki seviyeye geçmek için daha doğru bir adım düşünemiyorum. İçinde bulunduğunuz her gün “iyi ki gelmişim” diyebileceğiniz bu programa katılma fırsatınız varsa bunu değerlendirmenizi tavsiye ederim. Yepyeni kapılar önünüzde açılacak, göreceksiniz.


* Oğuzcan Dozcan (2011) - Vatan Gazetesi

İlanını Aceto Balsamico'da gördüğüm programın eğitimci kadrosuna da bakınca katılmam gerektiğini anladım. Başlangıçta seminerler dizisi olarak geçmesini beklediğim programda çok ince bir çalışma ve emek gördüm. Dile hakimiyeti arttıracak dersler yoğunluktaydı, montaj kurgu gibi teknik konularla ilgili bile eğitim aldık. Bunun yanında sporla ilgilenen herkesin ilgisini çekecek isimlerle her hafta görüşüp tartışabilecek fırsatı yakaladık ve dersler bir süre sonra bağımlılığımız haline dönüştü.

Programda aldığım eğitimin kalitesini ise yaz aylarında geçirdiğim staj döneminde anladım. Bu alanda çalışmayı düşünen herkese hem vereceği eğitim hem de açacağı fırsatlarla bu programı sonuna kadar tavsiye ediyorum.


* Yusufcan Manav (2011) - Sporzin.com

Spor İletişimi her şeyden önce aynı ortamda bulunmanın oldukça zor olduğu medya duayenlerini yakına getiriyor. Sadece bu imkan için bile katılmaya değer. 2011 yılı mezunu olarak önce yarı zamanlı ardından tam zamanlı bir editörlük işi kaptım diyebilirim. O yakışıklı sertifikanın değeri benim için her gün artıyor.


* Utku Gökerküçük (2011)

Kendi adıma bu sertifika programından en büyük kazancım, spor basınının her kademesindeki isimden mesleğin ve sektörün detaylarını doğrudan öğrenebilmem ve yapılan pratik çalışmalarla bu alandaki yeterliliğimi ölçebilmem oldu. Spor basını renkli bir dünya. Bu dünyadan isimlerle birlikte uygulanan derslerde yer almanın ve sürekli spor konuşulan bir ortamda bulunmanın sıkıcı olmayacağını siz de fark edeceksiniz. Kariyerine spor gazeteciliği alanında yön vermek isteyen herkese, işin mutfağını öğreten programa katılmalarını tavsiye ederim.


* Gökhan Çetinbaş (2008) - NTV Spor

Spor İletişimi Sertifika Programı, spor basınına dahil olmak, sadece sektörde kendine yer bulmak isteyenler için değil, spor basınında yer alan bir çok profesyonel için de olmazsa olmaz bir eğitimi içeriyor. Haber dilinden, dilbilgisine, editörlükten, muhabirliğe, görsel montajdan, akreditasyon sürecine, spor ve olimpiyat tarihinden, basın etiğine kadar sektörde yer alan herhangi birinin esas donanımının temelini atan bir program. Benim kişisel kariyerim açısından da bir okul olarak gördüğüm Eurosport Türkiye'den, Türkiye'nin en önemli spor kanalı NTV Spor'a geçiş sürecimde bu programda edindiğim bilgi ve görgünün fazlasıyla yardımını gördüm. Aynı zamanda benimle birlikte ilk sertifika programında yer alan bir çok arkadaşımın da spor dünyasında bir çok önemli noktaya geldiğine şahit oldum.


* Anıl Erbayrak (2010)  - Türkiye Kurumsal Yönetim Derneği (TKYD)

Programa başlarken düşündüklerimle programın sonunda bende kalan izlenim arasında olumlu anlamda büyük fark vardı. Spor medya ve dünyasının en önde gelen isimleriyle bir araya gelmek, onların tecrübelerine ortak olmak ve birçoğuyla eğitim sonrasında da iletişim içinde kalmak programı sıcaklaştıran ve sektöre yaklaştıran bir hale getiriyor.

Levent Bıçakcı’dan, Attila Gökçe’ye, Barış Kuyucu’dan İbrahim Altınsay’a kadar daha adını sayamadığım nice kişiyle bir araya gelme, onları tanıma ve öğrencileri olma fırsatı buldum. Konuyla ilgilenen herkese programa katılmalarını şiddetle tavsiye ederim.

 

* Eray Kaş (2010) - Eurosport.com.tr, editör

Dünya Basketbol Şampiyonası'nda tüm maçları basın tribününden izlemek ister miydiniz? Ya da WTA Sezon Sonu Şampiyonası'nda? Çok önemli organizasyonlarda, bu programdan sonra aktif olarak rol alma şansı buldum.  Spor İletişimi Sertifika Programı,  yeteneğin doğrultusunda sana pek çok imkan sunuyor, ünlü yazarlar, spikerlerle tanıştırıyor. Biraz da şansın varsa harika arkadaşların oluyor. Pek çok insanın hayatı bu program sayesinde değişti. Benimki de öyle...


*Evren Özüyener (2008)

Spor İletişimi Sertifika Programı ile 2007 yılının sonlarına doğru bir hafta sonu gazetedeki iş ilanlarına göz gezdirirken karşılaştım. İlki gerçekleştirilen bu proje beni o an öylesine heyecanlandırdı ki hemen kayıt oldum. O güne dek spor gazeteciliği hakkında akademik bilgim yoktu. Bu program sayesinde değerli spor insanları ile tanıştım. Gün geçtikçe donanımlı bir stajyer haline geldim ve kendimi bir gazetenin spor servisinde buldum. Şimdilerde ise bir dergi grubunda çalışıyorum. Emeği geçenlere teşekkür ediyorum. Sporu seviyor ve bu aşka farklı bir pencereden bakmak istiyorsanız bu programa mutlaka dahil olmanızı tavsiye ederim.


* Efe Yılmaz (2010)  - Eurosport.com.tr, editör

Bundan iki sene önce bu kursa gittim ve hayatım bir şeye benzemeye başladı. Bu kursun bir önceki seneki ilanını kurs başladıktan sonra görmüştüm ve gidenleri kıskanmıştım. Sonra bir pazar sabahı gazetede ilanını gördüm. Birikmiş param ile kendime yeni bir dizüstü bilgisayar almayı düşünürken, acaba bu kursa mı başlasam sorusu belirdi kafamda.

Derslere gelen hocaların büyük çoğunluğu büyük şans, bir daha kendileri ile görüşmek konuşmak mümkün olmayabilir. Atilla Gökçe'den, Mert Aydın'dan ya da Yiğiter Uluğ'dan hem tecrübelerini dinlemek hem de spor tarihinden okumakla yıllar sürecek şeyleri dinlemek bir güzellik.

Normal seviyede okuduğunu anlayan biriyseniz, kurs sonunda iyi kötü haber metni yazmayı öğrenirsiniz. Gerisi tamamıyla kader kısmet. Ama gerisiyle ilgili söyleyebileceğim tek şey kurumların isimlerine kanıp tercihler yapmayın. Ufak ve emin adımlarla ilerlemeyi tercih edin.